Gazze Şeridi, uzun yıllardır devam eden çatışmalar ve insani krizlerle dünya gündeminde önemli bir yer tutmaktadır. Son dönemde bölgede yaşanan yoğun çatışmalar, on binlerce insanın hayatını kaybetmesine, yüz binlerce insanın yerinden edilmesine ve altyapının büyük ölçüde tahrip olmasına yol açmıştır. Bu yıkım, Gazze’deki yaşam koşullarını daha da ağırlaştırmış, temel hizmetlere erişimi neredeyse imkânsız hâle getirmiştir. Can kayıplarının boyutları ve insani durumun vahameti, uluslararası toplumun acil ve kalıcı çözüm arayışlarını hızlandırmıştır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Amerika Birleşik Devletleri’nin sunduğu 2803 Sayılı Karar’ı kabul ederken bu kararın Gazze’nin geleceği için önemli bir dönüm noktası olmasını hedeflemektedir.

BMGK 2803 Sayılı Kararı’nın Ana Hatları ve Amaçları

BMGK’nin 17 Kasım 2025’te aldığı 2803 sayılı Karar 13 oyla kabul edilirken Rusya ve Çin çekimser kalmıştır, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik yirmi maddelik kapsamlı planını onaylamıştır. Bu plan, Gazze Şeridi’ni bölgesel barış ve komşu devletlerin güvenliği için tehdit oluşturan bir durum olarak tanımlamaktadır. Kararın temel amacı, Gazze’de deradikalize edilmiş, terörden arındırılmış ve komşuları için tehdit oluşturmayan bir bölge yaratmaktır. Plan öte yandan Gazze’nin halkın yararına yeniden inşa edilmesini ve yeterince acı çekmiş olan Gazze halkı için daha iyi bir gelecek inşa etmeyi hedeflemektedir.

Karar, barışın tesisi için iki geçici organın kurulmasını öngörmektedir: Barış Kurulu (Board of Peace) ve Uluslararası İstikrar Gücü (International Stabilization Force). Barış Kurulu; yardım dağıtımını, yeniden imarı ve günlük idari işleri denetlemekle görevli bir yönetim organı olarak tanımlanmıştır. Uluslararası İstikrar Gücü ise Filistin Yönetimi planın tatmin edici bulduğu reformları tamamlayana kadar güvenliği sağlamak ve Hamas’ı silahsızlandırmakla yükümlüdür. Bu mekanizmalar aracılığıyla Gazze’nin yönetimi ve güvenliği üzerinde uluslararası bir denetim ve kontrol tesis edilmeye çalışılmaktadır. Aynı zamanda çatışmaların derhal sona ermesi, rehinelerin geri dönüşü ve İsrail güçlerinin belirlenen hatta geri çekilmesi de karar kapsamındadır.

Kararın Temel Maddelerinin Analizi ve Gazze’nin Geleceği Üzerindeki Etkileri

2803 sayılı Karar’ın ekinde yer alan yirmi maddelik kapsamlı plan, Gazze’nin geleceği için çeşitli düzenlemeler içermektedir. Bu maddelerden en önemlileri şunlardır:

  • 1. Madde: Gazze’nin Deradikalizasyonu ve Terörden Arındırılması: Planın ilk ve en temel maddesi; Gazze’nin deradikalize edilmiş, terörden arındırılmış bir bölge olmasını ve komşuları için tehdit oluşturmamasını vurgulamaktadır. Bu madde, İsrail’in güvenlik endişelerini gidermeyi amaçlarken aynı zamanda Gazze’deki siyasi ve toplumsal yapının köklü bir dönüşümünü öngörmektedir. Ancak bu tanım, Filistin direnişini terörizmle indirgeme riski barındırıp Filistinli kaynakların da belirttiği gibi Filistinlilerin sömürge işgaline direnme hakkını ihlal edebilecek bir çerçeve sunmaktadır.
  • 3. Madde: Çatışmanın Sonu ve Rehinelerin Geri Dönüşü: Plan, her iki tarafın teklifi kabul etmesi durumunda savaşın derhal sona ereceğini belirtmektedir. İsrail güçleri, rehine takası için belirlenen hatta çekilecekken tüm askeri operasyonlar askıya alınacak ve rehinelerin 72 saat içinde iade edilmesi istenecektir. Bu madde, can kayıplarının önüne geçilmesi ve insani durumun hafifletilmesi açısından olumlu, bir potansiyel taşımaktadır.
  • 13. Madde: Hamas’ın Yönetimden Dışlanması ve Gazze’nin Askerden Arındırılması: Bu madde, Hamas ve diğer grupların Gazze’nin yönetiminde hiçbir rol oynamaması gerektiğini açıkça belirtmektedir. Tüm askerî, terör ve saldırı altyapısının (tüneller ve silah üretim tesisleri dâhil) yıkılması ve yeniden inşa edilmemesi gerektiği ifade edilmektedir. İsrail’in güvenlik taleplerine cevap verirken Hamas gibi bölgede önemli bir siyasi ve askeri güce sahip bir yapıyı tamamen dışlama amacı gütmektedir. Nitekim planın uygulanabilirliği ve Gazze’deki siyasi istikrar üzerindeki etkileri açısından ciddi soru işaretleri doğmaktadır
  • Barış Kurulu ve Uluslararası İstikrar Gücü Oluşumu: Karar, Gazze’nin yeniden inşası ve yönetimi için Barış Kurulu’nu ve güvenliğin sağlanması adına Uluslararası İstikrar Gücü’nü yetkilendirmektedir. Barış Kurulu, uluslararası kuruluşlarla işbirliği içinde insani yardım dağıtımı ve yeniden imarı denetleyecektir. Uluslararası İstikrar Gücü ise Gazze’nin askerden arındırılması sürecini denetleyecek, sivilleri koruyacak ve sınır bölgelerinin güvenliğini sağlamak için yeni eğitimli Filistin polis gücüyle iş birliği yapacaktır. BoP’un yönetim yapısının detayları belirsiz olmakla birlikteFilistin katılımının teknokratik ve politik olmayan rollerle sınırlı kalması beklenmektedir.

Kararın Potansiyel Riskleri, Negatif Yönleri ve Gelecekteki Sorunlar

  • Dış Kontrol ve Hesap Verebilirliğin Eksikliği: Kararın, Birleşmiş Milletler’in kendi norm ve ilkeleriyle çeliştiğini göstermektedir. ABD’nin Gazze üzerindeki kontrolü ve potansiyel olarak kârlı yeniden imar sürecini çıkarlar yönünde şekillendirdiği görüntüsü vardır.Karar da son iki yıldaki soykırıma ve bunun sorumluluğuna değinilimemekteyken, hesap verebilirlik mekanizmalarını içermemektedir. Barış Kurulu’nun tasarımında Filistinlilere, uluslararası kurumlara veya evrensel hukuk standartlarına yönelik anlamlı bir hesap verebilirlik sistemi bulunmamaktadır.
  • Yardımın Silah Olarak Kullanılması: Barış Kurulu, Gazze’deki insani yardımın dağıtımı üzerinde tam yetkiye sahip olması yardımların Filistin’de bir silah olarak kullanılabileceği şüphesini barındırmaktadır. Buna göre BM kimin hayatta kalıp kimin aç kalacağını ve kimin temel hizmetlere erişebileceğini belirleme gücüne sahip hale gelerek eşi benzeri görülmemiş bir dış kontrol derecesi sağladığı görülmektedir.
  • Sınırlı Yeniden Yapılanma ve Alan Kaybı: ABD’li yetkililerin açıklamalarına göre yeniden imar sadece Hamas’ın “faaliyet göstermediği” bölgelerde yapılacaktır böylelikle yeniden imar, Uluslararası İstikrar Gücü’nün kontrolündeki bölgelerle sınırlanmaktayken ve Gazze’nin tarım ve sanayi bölgelerinin büyük bir kısmını içeren yaklaşık %53’lük bir bölümü dışarıda bırakılmaktadır.
  • Filistinli Ajansın Dışlanması: Karar, Gazze’nin geleceğine yönelik Filistin liderliğindeki vizyonu dışlamaktadır. Geçmişteki Phoenix Planına olan benzerlikleri ile dikkat çeken plan, Filistinli uzmanlar tarafından geliştirilen ve yerel toplulukların bilgisine dayanan planların aksine BMGK kararının Filistinlileri tasarım, liderlik ve kendi kaderini tayin eden bir yeniden imar vizyonunun uygulanmasından uzaklaştırdığı ihtimali gözler önündedir.
  • Uzun Vadeli İstikrarsızlık Riski: Hamas’ın ve diğer Filistinli grupların tamamen dışlanması, planın uzun vadeli istikrarını tehlikeye atmaktadır. Bölgedeki önemli aktörleri görmezden gelen veya dışlayan bir çözüm, yeni çatışmalara zemin hazırlamaktadır

Filistinli Grupların Karara Tepkileri

2803 sayılı Karar, Filistinli gruplar arasında farklı tepkilere neden olmuştur. Özellikle planın Hamas’ı Gazze’nin yönetiminden tamamen dışlama ve askeri altyapısını yok etme çağrısı, Hamas tarafından sert bir şekilde reddedilmiştir. Hamas ve diğer Filistinli direniş grupları, bu kararı Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkına ve direnişine yönelik bir saldırı olarak görmektedir. Kararın Filistin halkının sömürge işgaline direnme hakkını ihlal ettiği ve siyasi bir zorlama eylemi olduğu görüntüsü bulundurmaktadır.Bu tür bir dışlama politikası, bölgedeki gerilimi artırma ve uzun vadeli bir barış çözümü yerine yeni bir çatışma döngüsüne yol açma potansiyeli barındırmaktadır.

Sonuç

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı Kararı, Gazze’deki çatışmaya bir çözüm getirme amacı taşımaktadır. Kararın içeriği ve analizi, bu çözümün ciddi riskler ve potansiyel sorunlar barındırdığını göstermektedir. Kararın; Gazze’yi terörden arındırma, yeniden imar etme ve insani yardımları sağlama gibi olumlu hedefleri olsa da hesap verebilirlik eksikliği, yardımın silah olarak kullanılması potansiyeli, Filistinli aktörlerin dışlanması ve sömürgeci kontrol izlenimi, planın uzun vadeli başarısını sorgulatmaktadır. Filistinli grupların tepkileri de, planın bölgede kabul görmesi ve uygulanabilirliği açısından önemli engeller teşkil etmektedir. Ancak tüm tarafların adil temsil edildiği, hesap verebilirliğin sağlandığı ve Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkına saygı gösteren bir çerçevede Gazze’nin geleceği için sürdürülebilir bir çözüm mümkündür.

Trending